Kitap Analizi: Ordu ve Siyaset

Kayalı, Kurtuluş (2015). “Ordu ve Siyaset:27 Mayıs-12 Mart“, İletişim Yayınları.

Kurtuluş Kayalı’nın “Ordu ve Siyaset:27 Mayıs-12 Mart” isimli kitabında ordu ve siyaset ilişkisi darbeler üzerinden ele alınmıştır. Kayalı’nın doktora tezi olan eser, Cumhuriyet’in kuruluşundan başlayarak, 12 Mart’a kadar olan süreci özellikle darbelerin öncesi ve sonrasındaki olaylara yer vererek ve neden sonuç ilişkisiyle darbeleri ele alarak ordunun siyasetteki etkinliğini, demokratikleşmeye yarar ve/veya zararını geniş bir perspektifle ortaya koymuştur. Kitap dört bölüme ayrılarak incelenebilir: Cumhuriyet öncesi, Cumhuriyet’in kuruluş yılları, 60 Darbesi, 72 Muhtırası. Bölümlendirmeler askerin siyaset sahnesinde ön plana çıktığı tarihlere odaklanarak yapılmıştır, buna rağmen incelenen tarihlerin öncesi ve sonrası orduyu etkileyen olaylar süreç halinde verilerek sebep sonuç ilişkisi ortaya konmaya çalışılmıştır. Yazar’ın temel tezi Türkiye’de politik hareketlerin halk tabanlı olmaması, aydınlarca (sivil ve askerî aydınlar) yönetilmesi ve darbelerin arkasında sivil ve askeri aydının anlaşmazlığının olmasıdır. Kayalı tezini savunmak için sivil ve askeri aydının düşünce farklılık ve benzerliklerini ortaya koyarak dönemin önemli siyasal hareketlerini zengin ve özenle seçilmiş referanslarla ele almıştır. Bu yazıda eserin öncelikle yapısal özellikleri incelenecek, daha sonra ordu-siyaset ilişkisinin yanı sıra ortaya konmuş olan aydın eleştirisi üzerinden durulacak, yazarın demokratikleşme öngörüsünden bahsedilecek ve son olarak yazının eksik yanları tartışılacaktır.

Eserin geniş bir literatür taramasından meydana geldiği, kullanılan kaynaklardan ve döneme ait pek çok kitapta değinilmeyen ama konuyla yakından bağlantılı göz ardı edilmiş bir çok olayın kitapta yer verilmesinden anlaşılmaktadır. Eseri, aynı dönem üzerine yazılmış diğer eserlerden ayıran en büyük özellik, bu göz ardı edilen konuların ele alınması ve yorumlanmasından kaynaklanmaktadır. Kayalı, ufak ve bazen konuyla alakasız olarak görülen, ele alınmayan olayları göz önünde bulundurduğundan ötürü olaylara yeni bir yorum ve bakış açısı getirebilmiştir. Yer yer başkalarının fikirlerine yer vererek bunları eleştirmiş, konu hakkında yeterli araştırma yapmamakla ve sığ kalmakla suçlamıştır. Eserde olaylar tezi temellendirmek için örnek olarak kullanılmıştır. Politikanın halktan bağımsız, aydınlar tarafından yapılıyor oluşu ve sivil-askeri aydının düşüncelerindeki zıtlıklar ve paralelliklerin siyasi istikrarı belirlemesi üzerinde duran yazar, dört farklı zamanda sivil-asker aydın ilişkilerini ele almış, örneklendirmiş ve tezini bu örneklendirmelere dayanarak savunmuştur.

Eser, Cumhuriyet öncesinden başlayarak ordunun siyasettekini yerini gösteren olayların kronolojik bir anlatımı şeklinde yazılarak ordu müdahalelerinin tarihsel gelişim içinde hem süreklilikleri hem de değişimi üzerinde durmuştur. Buna rağmen, eseri yakından incelediğimizde aydın eleştirisi de alt metinde verilmiştir. Türk aydınlarının temel sorunun 19.yy’dan beri devleti kurtarma amacından ve ulusallaşma sürecinin başarılmasından kendilerini sorumlu hissetmelerinden kaynaklandığı belirtilmiştir. Bu durum aydın kesimin halktan kopmasına ve Batı varyantı olmaktan kurtulamamasına sebep olmuştur. Aydın hareketlerin Batıcı niteliği taşıdığından dolayı antidemokratik yönelimlerden uzak dururken, otoriter yapıdan da kurtulamaması, Türkiye’de özgürlüklerin tepeden gelmesi ve yine zaman içinde özgürlükleri verenler tarafından sınırlandırılmasının tezatlığı üzerinden eleştirilmiştir.

Eserden çıkartılabilecek bir diğer unsur ise demokratikleşme yolunda halka çizdiği yol haritasıdır. Türkiye’de demokratikleşme hareketleri tepeden inmeci olması ve zaman zaman darbelerle demokratikleşme konusunda geriye gidilmesine rağmen halkın daima demokrasiyi ileri götüren tavrından bahsedilmiştir. Bu durumu sağdakilerin 12 Mart’a sahip çıkıp 27 Mayıs’ı eleştirmesi; soldakilerin 27 Mayıs’a sahip çıkıp 12 Mart’ı eleştirmesi; halkın ise demokrasiye aykırı hareketlere oyuyla karşı çıkarak, özgürlüklerin fazlalaştığı dönemlere neden olması ile açıklamıştır. Aynı zamanda yazar, demokrasinin gelişimi için halkın siyasetteki yerinin artması gerektiğini belirtirken; halkın siyasetteki etkinliğinin artması için de demokrasinin gelişmesi gerektiğini vurgulayarak halkın etkinliği ve demokrasi arasındaki doğru orantılı ilişkiyi de ele almıştır.

Eserin objektifliğini ele alacak olursak tarafsızdır demenin çok güç olduğu belirtilebilir. Siyasetin sadece olayların anlatımıyla olamayacağı, bunların yorumlanması gerektiğini de göz önünde bulundurursak zaten objektiflikten bahsetmenin zorluğu ortadır. Buna rağmen eserde yazarın tarafının sağ ya da sol olmadığı, bazen sağ partileri bazense sol partileri sertçe eleştirebilmesinden bellidir. Bu noktada yazarın olayları değerlendirirken olayların ülke demokrasisini getirdiği son noktayı baz alarak, demokratikleşmeyi ilerleten bir tutumsa savunduğu; demokrasiyi sekteye uğratan bir tutumsa sertçe eleştirdiği görülmektedir. Bu durumda yazarın tarafının siyasi bir çıkarı değil demokrasiye katkıyı baz aldığı görülmektedir. Yazarın tutumu eseri değerli kılarken, eksik olarak değerlendirilebilecek bir unsur ise “aydın” kavramın tanımlanmamasından doğan muğlaklıktır. Eserde, aydın kavramının sınırları çizilmemiş, kapsamı çok geniş tutulmuştur. Aydın denilerek yer yer siyasetçiler, üniversite hocaları, üst düzey ordu mensupları, ülkedeki okumuş halk, üniversite öğrencileri kastedilmiş, ama hepsini kapsayan bir kavram olarak değil, bazen bir kısmını bazense diğer kısmını içine alan bir kitle olarak değerlendirilmiştir. Bu durum “aydın” kavramının metinde geçtiği yere göre anlam kazanmasına, içeriğinin değişmesine neden olarak bazı belirsizlikler ortaya çıkarmıştır.

Sonuç olarak Kurtuluş Kayalı, ordu-siyaset ilişkisini anlatmak için Cumhuriyet’in kuruluş yıllarından başlayarak 12 Mart sonrasındaki döneme kadar Türkiye’de ordunun siyasete müdahil oluşunu, süreç içince müdahalenin nasıl şekillendiğine ve nasıl farklılaştığını gözler önüne serer. Bunun yanında aydın ve halk arasındaki ikilemden ve demokrasinin gelişiminde halkın siyasetteki etkinliği arttıkça artış olacağına öngörüsünden bahseder. Eser, yazarın değerli yorumlarını barındırmasıyla beraber, zengin kaynakçası dolayısıyla referans kitap olarak ele alınan dönem hakkında yeterince açıklayıcı ve tatmin edici bir kitaptır.

Yorum bırakın