Endüstri Devrimi, hem sosyolojik hem psikolojik hem de ekonomik anlamda pek çok değişikliğe neden oldu. Toplumsal sınıflar yeniden tanımlandı, toprak sahipleri toplumdaki ve ekonomideki yerini fabrikatörlere devretti. Toprak bir ekilip beş hasat edilirken; fabrikalar biri yüze katladı. Üretimin ve dolayısıyla kazancın hızla artması tabi ki fakir ve zengin arasında ki uçurumu da açtı. Bu yüzden de bu değişim toplumun tüm ara katmanlarında da görüldü ve sadece ekonomik bir olgu olmaktan çıkıp büyük sosyolojik değişimlere neden oldu. Bu yazıdaysa Endüstri Devrimi sonrası değişen çalışan yapısı ve iş yapış şekilleri incelenecektir. Çalışan yapısının evreleri zanaatkarlığın endüstri devrimi sonrası önem kaybetmesi, uzmanlaşmanın ön plana çıkması ve modern zamanda T Model çalışana dönüşüm süreci olarak ele alınacaktır.

Zanaatkarlar bir işi en başından sonuna kadar yapabilen kişilerdi. Örnek olarak bir demirci hammaddeyi işleyen, şekil veren, işlevsellik kazandırıp son tüketiciye satan kişiydi. Ancak endüstri devrimiyle daha hızlı üretim için her iş, alt işlere bölündü. Her bir alt iş için o konuda uzmanlaşmış, devamlı onu yapmaktan hızlanmış kişilerle toplu üretime geçildi. Bunun en iyi gösterimi Charlie Chaplin’in Modern Zamanlar filmidir. Bu konuda klasik bir başyapıt olan filmde Endüstri Devrimi sonrası makinalaşan insan, işçi sınıfının sorunları ve sınıflar arası fark hicivle anlatılmaktadır. Film tek başına bir çalışma konusu olsa da sadece filmde çalışma hayatına dair fabrikada ki sahneleri incelediğimizde, fabrikada bir bantta çalışan 4 kişi vardır. Üç tanesinin tek işi vida sıkmaktır ve her biri kendisine tayin edilmiş vidayı sıkmakla yükümlüdür. Tek başına bu sahneyi incelediğimizde üretimin, makinalaşmayla beraber herkesin tek işte uzmanlaşmasıyla hızlandığı, dolayısıyla verimliliğin arttığı aşikardır. Zaten toplu üretimin yapılabilmesinde ve kazancın hızla artmasında artan verimlilik etkilidir. Ancak Chaplin’in de eleştirdiği gibi insandan kendi fıtratının dışına çıkarılarak aynı makinaymışcasına verimlilik beklenmesi ne kadar doğru?
Verimlilik var olan potansiyelin kullanılma oranıdır. Mesela aynı özelliklere sahip birebir aynı iki makinadan bir tanesi diğerinin yarısı kadar ürün çıkartıyorsa var olan potansiyelini kullanmadığı için verimliliği düşüktür diyoruz. Ancak insanın verimliliğini ölçerken de aynı metrikleri mi kullanacağız? Tüm çalışanları sadece pozisyonun gereklerini yaptığı ölçüde mi değerlendireceğiz? Mesela bir muhasebe elemanının şirketiniz için büyük fark yaratacak bir pazarlama fikri olsa, buna kulak tıkamakta aslında var olan insan kaynağının potansiyelini tam kullanılamamasını neden olmaz mı? Bu da bir verimsizlik değil midir?
Bu farkındalık bizi yeni tarz çalışan arayışına sürükledi; T Model Çalışan (T-Shaped Employee) kavramı karşımıza çıktı. T Model bir konu hakkında detaylı bilgi sahibi olan (dikey eksen), aynı zamanda pek çok konuda da fikri olan (yatay eksen) kişileri temsil etmektedir. Bu kişiler kendi alanlarında uzmanlaşmanın yanı sıra farklı alanlara da ilgi duyan kişilerdir. Bu tarz çalışanların şirketlere pek çok yararı bulunmaktadır. Konulara daha geniş perspektiften bakabilen, farklı alanlarla uyum içerisinde çalışabilen, yeni projeler üretmeye açık kişilerdir ve bu yüzden de şirketler için kilit elemanlardır. T Model hem disiplinler arası çalışmaları arttırırken hem de monotonlaşan ve zamanla üretme potansiyeli körelen insanlar için bir çözüm yoludur. T Model’in daha gelişmiş versiyonu ise M Modeldir. Pek çok alanda uzmanlaşmış (dikey eksen) ve alanlara daha geniş perspektiften bakabilen (yatay eksen) kişilerdir. M Model aslında T Model insanın tecrübeli halidir denebilir, ve şu anki dönüşümün ileri aşamasıdır.

Sonuç olarak Endüstri Devrimi’nden sonra iş yapış şeklinin değişmesi (makinalaşma) çalışanın da değişmesine neden olmuştu. Şimdiyse dönüşümü başlatan çalışanın değişmesidir. Bu yüzden T Model (ve hatta M Model) çalışanların artışıyla iş yapış şekilleri de değişmek zorunda kalacaktır. Yeni kuşağın sıkılgan ve değişime aç yapısını da hesaba katarsak gelecekte süresiz iş sözleşmelerinin yerine proje bazlı ve süreli çalışmalarla işler devam edecektir. Bu değişime ayak uydurmak için şirketlerin iş yapış şekillerinin değişerek ve T Model çalışan sayısını arttırmaları gerekmektedir, bu yüzden şimdiden bir birey olarak kendimizi T Model’e evirerek yeni sürece uyum sağlamalıyız.