Pandemi Dönemi Notları – 1

Trafik ışıklarından 'evde kal' çağrısı - GÜNCEL Haberleri

2019 yılının son günlerinde Çin’de Wuhan şehrinde ilk kez ortaya çıkan, daha sonra tüm dünyada hızla yayılan Koronavirüs, Türkiye’de ilk kez 11 Mart’ta görüldü. Sonrasında tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de toplumsal olarak zor bir süreçten geçti.

Türkiye, pandeminin bu coğrafyada en geç uğradığı ülkelerden biri oldu. Ancak yayılma grafikleri tüm dünyanın dehşetle izlediği İtalya’ya çok benzerdi, korkutucu tabloyu normalize eden en bariz faktör Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın çalışmaları oldu. Bakan’ın durumu siyasal düzlemde değil, daha insani olarak ele alışı; açıklamaları içtenlikle ve samimi bir dille yapışı; her gün canlı yayınla halkı bilgilendirmesi, halka karşı şeffaf oluşu; sorulara karşı olan sabrı; siyasetçi kimliğiyle değil doktor kimliğiyle konuya bakışı tüm toplumun taktirini ve güvenini kazandı. İlk vefat haberini uykusuz gözlerle, sesi hüzünden titreyerek “Koronavirüsle mücadelemizde ilk kez bir hastamı kaybettim” şeklinde yapması, “vatandaşımızı” değil “hastamı” demesi bile o kadar çok şey anlatıyordu ki.

Dönüp bugünlere baktığımızda hatırlayacağımız bir diğer şeyse muhakkak İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kabul edilmeyen istifası olacaktır. Ani gelen sokağa çıkma yasağı sonrası telaşlanan halkın sokağa dökülmesi, açık marketleri yağmalaması, başta Sağlık Bakanı Fahrettin Koca olmak üzere tüm sağlık çalışanlarının bireysel tedbir, sosyal mesafe, evde kal gibi uzun soluklu söylemine bir gecede darbe vurdu. Ve Süleyman Soylu sorunun sorumlusu olarak kendi hatasını görerek istifasını sundu ancak Cumhurbaşkanı tarafından reddedildi.

Pandemi sürecinin doğru değerlendirilebilmesi için toplumsal hafızamıza kazınacak bazı olayların üstünden geçmek gerekiyor. Kısaca bunları maddelemek gerekirse:

  • Alınan ilk önlemlerden biri okulların kapatılmasıydı, önce tatil edilmesi daha sonra online eğitime geçilmesine karar verildi. Online sınıflarla evden eğitime böylelikle geçiş yaşandı.
  • Sokağa çıkma yasağı ve karantina durumları insanları marketlerden uzaklaştırdı. Bir yandan yarının bilinmezliği ve sürpriz sokağa çıkma kısıtlamaları insanlarda travmatik bir etkiye sebep oldu ve herkes stok yapmaya başladı. Diğer taraftan kalabalık market alanları cazip gelmiyordu, bu yüzden e-ticaret ve kapıya servis alışverişlere ciddi talep artışı yaşandı.
  • Online görüşme platformlarının kullanımı yaygınlaştı, bayramda dahi evinde kalmak zorunda kalan toplum, çözümü görüntülü konuşma platformlarında buldu.
  • Virüsün en korkutucu yanı taşıyıcılardı. Hastalığın ilk Türkiye’ye gelişi yurtdışı odaklıydı ve yine insanlarla beraber şehirden şehire taşınıyordu. Bu yüzden yurtiçi ve yurtdışı seyahat kısıtlamaları getirildi.
  • Öncelikle yüksek risk grubu olarak belirlenen 65 yaş üstü insanlara sürekli sokağa çıkma yasağı getirildi. Daha sonra okulların kapatılmasıyla beraber sokağa çıkan insan sayısını azaltmak için 18 yaş altı insanlarla kısıtlamanın kapsamı genişletildi.

Geçirdiğimiz bu süreçte devamlı olarak tarihe şahitlik ettiğimizin farkındaydık. Hepimizin aktörü olduğu bu sürecin bir parçası olarak, yaşananları bir kenara not almak, tarihe not düşmek ve de sonrasında yazacağım değerlendirme yazılarına bir başlangıç niteliğinde bu yazıyı kaleme aldım. Konu hakkında daha sonra ekonomik etkileri, teknolojik dönüşüme katkısı ve dijitalleşme bağlamında yazılar yazmayı planlamaktayım.

Yorum bırakın